İş Adamı Dürüst Olmalı mı?
Çevredeki dürüst olmayan iş adamları artınca, hatta dürüst gibi görünenler de dürüstlükten uzaklaşınca acaba doğru mu yapıyorlar yanlış mı diye kafa yorma ihtiyacı duydum. Ahlaki açıdan yanlış olduğu kesin ama ticari açıdan doğru mu? Tek derdi para kazanmak, işini ileri götürmek isteyen, ahlaki kuralları önemsemeyen birisi dürüst olmamayı mı tercih etmelidir? Dürüstlükten uzaklaşmak değişik alanlarda olabilir.
Sattığı ürünle ilgili problemler yaşayan bir iş adamı düşünelim. Bu ürünü kullanan müşterinin belli sıkıntılar yaşayacağını biliyor olsun. Bu ürünü satmak istiyor, hem de kar edebileceği bir fiyata satmak istiyor. Bu durumda tek amacı işini büyütmek olan bir iş adamı müşteriye yalan mı söylemelidir? "Bu ürünümüzle en ufak bir sıkıntı yaşamazsınız, bir çok müşterimiz son derece memnun ürünümüzden" gibi hikayeler anlatmak fayda sağlar mı?
Bir başka iş adamının problemi işi yetiştirememek olsun. İşin teslim edilmesi gereken tarih gelmiş, artık ceza işlemeye başlayacak. Hem alacağı para azalacak, hem de alabileceği tarih ertelenecek. Diğer tarafta ödenmesi gereken borçlar var. Bu iş adamı işi bitmiş gibi göstermek için çabalamalı mıdır? Müşterisini bir şekilde kandırıp parayı almak, sonra yavaş yavaş işi tamamlamak, işini büyütmek amacına hizmet eder mi?
Bankadan kredi alamayan iş adamı, bankaya yanıltıcı bilgiler vererek, ya da şirkette çalışanlara, böyle bir durum olmasa da, az para kazandığını, bu nedenle maaşları istediği kadar artıramadığını, aslında artırmak istediğini ama elinden bir şey gelmediğini söyleyerek şirketini daha da büyütebilir mi? Birlikte iş yaptığı firmalara çeşitli yalanlar söyleyerek, hikayeler anlatarak, az para ödemeye çalışması, bazen hiç para ödememeye çalışması şirketinin iyi bir noktaya gelmesini hızlandırır mı?
Müşterisine, çalışanına, birlikte iş yaptığı iş ortaklarına karşı dürüst olmamasını kendine yakıştıramadığı için, çevresine anlatmak istememesi, bu nedenle ailesine, arkadaşlarına, yaşananların gerekçelerini farklı anlatması, kaybettiği müşteri için, çalışan için, iş ortağı için gerçek dışı sebepler uydurmasının, işe yansıyan etkileri olur mu?
Dürüstlükten uzaklaşan kişi, temel odağını işin yürütülmesiyle ilgili gerçeklerden, diğerlerini kandırmaya yöneltir. İnsanları aldatmaya devam edebilmesi için yalanlarının tutarlı olmasını sağlamalıdır fakat yalan söylediği kişi sayısı arttıkça bu zorlaşır. Bir olayla ilgili farklı kişilere farklı hikayeler anlattıysa, bunları karıştırmadan sürekli aklında tutabilmesi, bir süre sonra mümkün olmayacaktır. Gerçekte olan sorunları nasıl çözeceğini düşünmek yerine, problemlerin çözülmüş gibi görünmesi için gerçekleri nasıl çarpıtacağına odaklanacaktır. Doğru olanı düşünmek yerine ne istediğini düşünecektir. Önceliği, çevresindekilerin gerçekleri anlamasını engellemek olacaktır. Başarılı olabilmesi için diğer insanların saf olmaları gerekmektedir. Gerçeği algılayan, dikkatli, akıllı tüm müşteri, akraba, arkadaş, iş ortağı, çalışan düşmanı olacaktır. Bu durum iki türlü zarar verir. Kendi düşünme kapasitesini yok eder ve aynı anda, aslında güvenmesi gereken kişilerin bilinç yetersizliğine bel bağlamak zorunda kalır.
Başlangıçta aldatmayı başarsa bile sonuçta yalanlar ağı o kadar büyür ki onları aklında tutamaz. Sonra birileri çelişkileri fark eder ve daha sonra da tüm bina çöker. Çalışanlar durumu anladıklarında yüksek ücretler isterler ya da işi bırakırlar, hatta belki daha büyük zararlar verebilirler. Müşterileri onunla çalışmayı kesmekle kalmayıp yaşadıklarını çevreye anlatır yeni müşteri bulmasını iyice zorlaştırırlar. İş ortakları onunla çalışmayı bırakırlar, hatta belki rakiplerine destek verirler. Akrabaları ve arkadaşları aldatılmış olduklarının farkına vardıklarında ilişkiler şekil değiştirir, devam etse bile yüzeyselleşir.
Bir şey üretmek için kişinin gerçeklik üzerine odaklanması gerekir. Başarılı olabilmek için ürününün özelliklerini, sorunlarını, iyi taraflarını görebilmeli, en iyiyi üretmeye çalışmalıdır. Dürüst olmayan kişi bununla uğraşmak yerine elindeki ürünle etrafındakileri dolandırmaya çalışır. Bu kişi başarısız olmakla kalmaz, değer verdiği herkese ve her şeye de ihanet etmiş olur.
Dürüst olmayan insanlarla ilgili bir diğer zaaf, kısa vadeli de olsa, dürüst olmaması sayesinde kar elde etmek isterken, diğer insanların dürüstlüğüne güvenmeleridir. Sistemin kısa sürede olsa yürümesi için kendisinin dürüst olmaması ama çevresindeki herkesin dürüst olması gerekmektedir.
Dürüst çalışan kişiler zaman zaman yoldan çıkma noktasına gelebilirler. Örnek olarak, müşteri ile yaptığınız anlaşma gereği bir indirim yapmanız gerekiyordu fakat unuttunuz. Müşteriden de itiraz gelmedi. Daha sonra durumun farkına vardığınızda bu hatayı düzeltmek istemeyebilir, fark edilme ihtimali düşük, niye parayı geri vereyim diye düşünebilirsiniz. Bunu yaptığınızda odak noktası gerçeklere bağlı olmaktan diğer insanları aldatmaya kayar ve akılla gerçeklik arasındaki bağlantı zarar görür. Bu bir kez yapıldığında, "bu tip durumlar haricinde dürüst olacağım" sürecini durdurmak kolay değildir. Yukarıdaki örneklere bakarsak, dürüst olmama konusunda bir arzuya sahip olunması, kişinin düzeltme gerektiren yanlış bir fikre sahip olması demektir.
Her koşulda dürüst kalınabilir mi peki? Eve giren hırsız paranın yerini sorduğunda dürüst olmak gerekmediği gibi, herhangi bir tehdit ya da zorlama olan durumlarda dürüst olmamak daha doğru bir seçenek olabilir. Suçlu insanlara ya da elinde güç bulunan, size zarar verebilecek kişilere, kurumlara karşı dürüst olmak ya da olmamak tamamen ayrı bir konudur.
Sonuçta dürüstlük, sosyal bir erdem veya diğerleri için fedakarlık yapmak demek değildir. Ahlakı önemsemeyen, sadece kendisini düşünen bencil insanın kendi çıkarı için uygulaması gereken bir erdemdir.
Kaynakça: İş Adamı İçin Felsefe - Ayn Rand