Düş Korsanları
Ay vursun güverteye kavuşma zamanı
Bir miço olup yaslanayım küpeşteye
Hoppa kızlar beklesin beni rıhtımlarda
Ay ışığı tarasın akşam kızılı saçlarını
Masmavi gözlerinde denizler gülsün............. (Hasan Öztürk)
Beyaz Giyme Söz Olur

.................(Baran Kaya)
Cemal Efendinin Yoldüzeri
Cemal Efendinin yakınlarının, çalımlarından yanlarına varılmıyor. Devletin makinası sanki babaların malı. Yakınına sokulup inceleme yapanlardan, bir ücret istemedikleri kaldı.
Yeğeni tırıs Abdi, biz çocukları makinaya yaklaştırmamak için yapmadığını bırakmadı. İçimde, nedenini bilmediğim, giderek kabaran bir öfke var. İçim içime sığmıyor.
Dokunsalar ağlayacağım. Ablamın kolundan asılıp, "Hadi eve gidek. Yoldüzeri gördük işte." diye sızlanıp duruyorum................. (İsmail İlhan)
Seni Bekliyordum
seni bekliyordum
kum saatlerinin çılgınlığında
yıldızlara ve ay ışığına görünmeden
istasyonlarda ıslık çalarak........... (R.Işık Güngör)
Venedik

Hakkında 'kısaca' bahsetmenin mümkün olmadığı, okuduğum yazıların, izlediğim filmlerin ya da belgesellerin, gördüğüm, soluduğum, yaşadığım Venedik'in yanında zayıf kaldığı,
dünyada bir benzeri daha olmayan bu sihirli şehre de tadı damağımda kalarak, keşke biraz daha vaktim olsaydı diyerek, üzülerek veda ediyorum.. Tekrar dönmeyi dileyerek...
................ (Tada Kılınç Karaefe)
Duvar
Özel bakımevinin fare yakalaması için aldıkları, ama üç yıldır henüz bir fare yakalayamamış olan kedisi en çok İsmet'i severdi; onun uyanmasını bekler, İsmet uyanıp
pencere kenarına geldiğinde o da yattığı köşeden fırlar, aynı şeyi yapardı. Cama burnunu dayayıp, İsmet'in baktığı duvara gözlerini dikerdi. Adını Sumru
(Kısa bir aşk yaşadığı kadının adını ona uygun bulmuştu nedense) koyduğu kedinin bu haline akıl erdiremezdi İsmet..... (Hasan Öztürk)
Mevsimlerin de Kendi Sözcükleri Var
Kırık bir ses içimde, belki yüzyıllardır yankılanıyor. Kendi bedenimde, benden daha eski, onulmaz bir yara. İşte ben, aslında, sadece o yarayım. Aylar boyunca konuşmadan
durabilirim. Çaresini nereden bileyim, acımıyor zaten, yalnızca kanıyor. Bak, şimdi de omzundan aşağı doğru büyüyen, koyu bir lekeyim. Bir günün sonuna da benziyorum bazen.
Suyun içindeki karaltıya. Kaldırımda bekleyen sesleri topluyorken bir çocuk. Bir karanfilin sessizliğini soruyorum sana. .............. (Burak Kaya)